Kayıt: 2008-02-12 (03:21)
Mesaj: 2.320
Ne oldu anlamadım.

Paralar suyunu mu çekti yoksa ? Çok büyük bir yangın olmadı, kuraklık olmadı, çığ düşmedi, sel basmadı, öyle geniş çaplı bir deprem de olmadı.

Peki kimde bu paralar ?
Türkiye krizden etkilenmedi/etkilenmeyecek deniliyor. Ancak ülke içerisindeki protestolu çek ve senet oranları günden güne yükseliyor. Akaryakıt fiyatlarındaki düşüş henüz tüketiciye yansımış değil, yansıyacak gibi de görünmüyor.
İhracat yaptığımız ülkelerin neredeyse tümünün krizle başı dertte. Bu durumda ihracat açığı ortaya çıkacağı aşikar.
Türkiye zaten enerjiyi en pahalıya mal eden ülkelerin başında geliyordu. Elektrik ve doğalgaza gelen zamlar fabrikaların/üreticilerin maliyetlerini şüphesiz ki yükseltecek. Alın size ihracat açığını iyiden iyiye artıracak bir durum daha.
Türkiye şu ana kadar krize karşı bir önlem paketi açıklamadı. Hükümet yurtdışındaki Türk vatandaşlarına ait paraların geri dönmesine ilişkin bir düzenleme hazırlamakla yetindi.
Cari açığımız şimdikinden daha az olduğu halde bir önceki krizde ekonomimiz yerinden oynamıştı.
Türkiyedeki faiz oranlarının bir cok avrupa ülkesinden daha yüksek olması, sıcak paranın ülkemizde daha uzun süre kalmasına neden oldu. Şimdiye dek krizden etkilenmemiş gibi görünmemizin ana nedeni ise buydu.
Kayıt: 2007-10-24 (19:25)
Mesaj: 118
heleki ülkemizdeki tekstil sektöründeki kriz bütün hayallerimi yıktı

halbuki bn tekstil fabrikası açmak istiodum

Kayıt: 2008-01-26 (12:50)
Mesaj: 221
nerde olacak amerikadaki kodamanlarin cebinde.yastik altindaki paralara göz diktiler simdi bizde olmadigi kesinde
Kayıt: 2007-04-16 (19:20)
Mesaj: 395
onu bunu bilmem de, ulkemizde alinan onca borca ragmen adam akilli bir ilerleme gerceklesmedi. hatta gelir dagilimindaki ucurum artti, orta-alt gelir sinifinda (bld, parti, rant ayagindan bir gecede palazlanan yandaslar haric) ekonomik kriz baslamisti bile. bunu uyaniklar tam da kapatma davasina bagliyordu ki dunyada kriz hortladi da kurtuldular.
ben bunu bilir, bunu soylerim
Kayıt: 2007-06-03 (16:01)
Mesaj: 5.289
zamanında ecevit de kriz yok kriz yok demişti sora kasayı kafasına yediğinde anladı

Kayıt: 2007-04-16 (19:20)
Mesaj: 395
kibrisli23 demiş ki:
zamanında ecevit de kriz yok kriz yok demişti sora kasayı kafasına yediğinde anladı

kaldi ki 2001 krizi ulkenin "kendi" kriziydi, ama bu sefer aylar oncesinden dillendirildigi, dis ulkelerde ayan beyan iflaslar oldugu halde 'hamdolsun' demek ayri komedi...
(bkz. "bile bile e$$ek olmak")
Kayıt: 2008-11-22 (12:14)
Mesaj: 80
Bireysel tasarruf...
Kayıt: 2008-12-19 (00:41)
Mesaj: 42
olayin özü sudur;
ABD mortgage (ipotekli konut kredisi) piyasasında başlayan kriz,giderek tüm finans alanlarini etkiledi.Finans sistemide sadece mortgage kredisini icermemekte.Krizi aslinda kredi sisteminin cökmesi olarak görebiliriz.Kredi borc verilen paradir ancak burda önemli olan bu parc para karsiliginda istenen faizdir.Kredi yada yatirim bankalari borc para verirken faizi önemser.Verilen anapara ise sorun degildir,cünkü bu bankalarin kazanci faizdendir.Anapara ise sürekli genis süreye yayilarak ödenebilir.Mesela Türkiyenin cok borcu var ancak bu borcun faizini ödeyebildigi sürece daha cok borclanabilir.Nitekim cari acigi sürekli dis borca girerek kapatiyoruz.Tabiki tehlikeli bi durum ancak gene Amerikaya dönecek olursak,amerikada FED in el koydugu tüm banka ve sirketler gelirini faizden elde etmekteydi.Tüm dünyada bankalar faiz karsılıgında topladıgı paraları, bir baskasına faiz parasini istedigi zamankarsılıgında kredi olarak verir.YAtirim bankalarinda ise bu bankalar yatirimciya öyle veya böyle belli bir faizi ödemek zorundadir,bunun yaninda eger yatirimci parasini cekmek isterse banka bunu bi sekilde vermelidir.Bu yüzden bu bankalarin elinde belli bir rezerv bulunmalidir.Eger bankalar bu ödemeleri yapamazsa bankacilik sistemi cöker.Ve bu parayi ödeyemeyen banka baska bir bankadan faiz karsiliginda borc para alir.Bunada ekonomistler "LIKIT SIKISIKLIGI" derler.mortgage ile baslayan bu durum bu sirketlerin konut kredilerini tahsil edememesiyle baslar ki tehlike burda basliyor zaten daha sonra bankalara olan taahhütler yerine getirilemeyince bankalar kendi yatirimcisina ödeme yapamaz.Yani ortada batik krediler dolasir:)
Merkez bankalarinin piyasalara likit aktarimindaki amaci, yatirimcinin ana paralarinin devlet güvencesinealinmasini saglayarak, "piyasalara güven vermek"ten ibarettir.
birazda tarihe bakalim isterseniz.Bakalimki marxin büyüklügünü tartisanlar bir daha düsünsünler:)
"Bireysel metaların değil, sermayenin aşırı-üretimi, bu nedenle –sermayenin aşırı-üretimi daima, metaların aşırı-üretimini kapsamakla birlikte– yalnızca sermayenin aşırı birikimidir." (Marks, Kapital, Cilt: III, s: 264.)
"Sermayenin değerinin yalnızca gelecekteki artı-değerden pay talebi biçimindeki kısmı, yani aslında, çeşitli şekillerdeki üretimden bono biçiminde kâr talebi, hesaplandıkları gelirlerdeki düşme nedeniyle hemen değer kaybına uğrar. Altın ve gümüşün bir kısmı atıl kalır, yani sermaye olarak işlev yapamazlar. Piyasadaki metaların bir kısmı, dolaşım ve yeniden-üretim süreçlerini, ancak, fiyatlarında büyük düşme olması yoluyla, dolayısıyla, temsil ettikleri sermayede değer kaybıyla tamamlayabilirler. Sabit sermaye öğeleri, gene aynı şekilde, şu ya da bu ölçüde değer kaybına uğrarlar. Şunu da eklemek gerekir ki, belirli ve önceden saptanan fiyat ilişkileri, yeniden-üretim sürecini yönettiği için, bu süreç, fiyatlardaki genel düşmeyle kesintiye uğrar ve karışıklık içersine düşer. Bu karışıklık ve durgunluk, paranın, gelişmesi sermayedeki gelişmeye bağlı bulunan ve önceden belirlenen fiyat ilişkilerine dayanan ödeme aracı işlevini felce uğratır. Belirli tarihlerde vadeleri dolan ödemeler zinciri, yüzlerce yerinden kopar. Karışıklık, sermaye ile birlikte gelişen kredi sistemindeki çökmeyle daha da büyük ve şiddetli, ağır bunalımlara, ani ve zoraki değer kayıplarına, yeniden-üretim sürecinde fiili durgunluklara ve kesintilere ve böylece de yeniden-üretimde gerçek bir düşmeye yolaçarlar." (Marks, Kapital, Cilt: III, s: 267-268.)
Kayıt: 2008-07-25 (16:10)
Mesaj: 473
Açıklamanız için teşekkürler yazının özü olarak mortage krizi zamanla bütün piyasaları
dalgalandırmış oldu.Krizin başlaması için gerekli olan kıvılcımı Amerikan piyasası ateşlemiş
oldu.
Kayıt: 2008-11-08 (16:24)
Mesaj: 2
Aslında durum bukadar uzun bile değil.tüm bu söyledikleriniz neden değil sonuç üzerine kurulmuş.küresel mali krizin asıl sorumlusu Amerikan yönetimidir.Amerika bu krize kendisi bilinçli sebep olmuştur.bunun en önemli nedenleri ise dünya enerji kaynaklarını elinde bulunduran ve Amerikaya ekonomik büyüklükleriyle meydan okuyan zıt kutuplar RUSYA İRAN ÇİN in ekonomilerini kontrol altına almaya çalışma ; kendi ekonomileriyle bu ülke ekonomilerinin uyum sağlamalarını istemeleridir..
imaginärachse demiş ki:
olayin özü sudur;
ABD mortgage (ipotekli konut kredisi) piyasasında başlayan kriz,giderek tüm finans alanlarini etkiledi.Finans sistemide sadece mortgage kredisini icermemekte.Krizi aslinda kredi sisteminin cökmesi olarak görebiliriz.Kredi borc verilen paradir ancak burda önemli olan bu parc para karsiliginda istenen faizdir.Kredi yada yatirim bankalari borc para verirken faizi önemser.Verilen anapara ise sorun degildir,cünkü bu bankalarin kazanci faizdendir.Anapara ise sürekli genis süreye yayilarak ödenebilir.Mesela Türkiyenin cok borcu var ancak bu borcun faizini ödeyebildigi sürece daha cok borclanabilir.Nitekim cari acigi sürekli dis borca girerek kapatiyoruz.Tabiki tehlikeli bi durum ancak gene Amerikaya dönecek olursak,amerikada FED in el koydugu tüm banka ve sirketler gelirini faizden elde etmekteydi.Tüm dünyada bankalar faiz karsılıgında topladıgı paraları, bir baskasına faiz parasini istedigi zamankarsılıgında kredi olarak verir.YAtirim bankalarinda ise bu bankalar yatirimciya öyle veya böyle belli bir faizi ödemek zorundadir,bunun yaninda eger yatirimci parasini cekmek isterse banka bunu bi sekilde vermelidir.Bu yüzden bu bankalarin elinde belli bir rezerv bulunmalidir.Eger bankalar bu ödemeleri yapamazsa bankacilik sistemi cöker.Ve bu parayi ödeyemeyen banka baska bir bankadan faiz karsiliginda borc para alir.Bunada ekonomistler "LIKIT SIKISIKLIGI" derler.mortgage ile baslayan bu durum bu sirketlerin konut kredilerini tahsil edememesiyle baslar ki tehlike burda basliyor zaten daha sonra bankalara olan taahhütler yerine getirilemeyince bankalar kendi yatirimcisina ödeme yapamaz.Yani ortada batik krediler dolasir:)
Merkez bankalarinin piyasalara likit aktarimindaki amaci, yatirimcinin ana paralarinin devlet güvencesinealinmasini saglayarak, "piyasalara güven vermek"ten ibarettir.
birazda tarihe bakalim isterseniz.Bakalimki marxin büyüklügünü tartisanlar bir daha düsünsünler:)
"Bireysel metaların değil, sermayenin aşırı-üretimi, bu nedenle –sermayenin aşırı-üretimi daima, metaların aşırı-üretimini kapsamakla birlikte– yalnızca sermayenin aşırı birikimidir." (Marks, Kapital, Cilt: III, s: 264.)
"Sermayenin değerinin yalnızca gelecekteki artı-değerden pay talebi biçimindeki kısmı, yani aslında, çeşitli şekillerdeki üretimden bono biçiminde kâr talebi, hesaplandıkları gelirlerdeki düşme nedeniyle hemen değer kaybına uğrar. Altın ve gümüşün bir kısmı atıl kalır, yani sermaye olarak işlev yapamazlar. Piyasadaki metaların bir kısmı, dolaşım ve yeniden-üretim süreçlerini, ancak, fiyatlarında büyük düşme olması yoluyla, dolayısıyla, temsil ettikleri sermayede değer kaybıyla tamamlayabilirler. Sabit sermaye öğeleri, gene aynı şekilde, şu ya da bu ölçüde değer kaybına uğrarlar. Şunu da eklemek gerekir ki, belirli ve önceden saptanan fiyat ilişkileri, yeniden-üretim sürecini yönettiği için, bu süreç, fiyatlardaki genel düşmeyle kesintiye uğrar ve karışıklık içersine düşer. Bu karışıklık ve durgunluk, paranın, gelişmesi sermayedeki gelişmeye bağlı bulunan ve önceden belirlenen fiyat ilişkilerine dayanan ödeme aracı işlevini felce uğratır. Belirli tarihlerde vadeleri dolan ödemeler zinciri, yüzlerce yerinden kopar. Karışıklık, sermaye ile birlikte gelişen kredi sistemindeki çökmeyle daha da büyük ve şiddetli, ağır bunalımlara, ani ve zoraki değer kayıplarına, yeniden-üretim sürecinde fiili durgunluklara ve kesintilere ve böylece de yeniden-üretimde gerçek bir düşmeye yolaçarlar." (Marks, Kapital, Cilt: III, s: 267-268.)