Kayıt: 2004-12-21 (14:38)
Mesaj: 6.005
“acemi bir tiryakilik bu bendeki,yağmurda ıslanmak gibi…”
gözlerimde tütün kokulu tedirginlikler dumanlanmakta,kaçak
dudaklarımda yokluğunun nikotin tadı;
öle öle çekiyorum ciğerlerime adını…
oysa ellerinin sesi var hala ayaza durmuş parmak uçlarımda
ve durup durup sözlerin geliyor düşlerimin tavan arasına!
şimdi ne vakit bir gölge dokunsa gidişine çektiğim perdeye
yahut griye boyalı yağmurlar düşse sarıya kesmiş bu kente
sen’ce cümleler dökülüyor uykusunu firarin eylediğim yatağıma
ve ben’celeri gömüyorum harf harf
lacivert gece kuytuluğunda yastık altlarıma
oysa düş’ce konuşurduk biz seninle en suskun mahallerde
yani kimsenin bilmediği
yani hiçbir anadilde karşılığı bulun(a)mayan;
bir eskicinin,geçerken sokağımızdan yağmurlu bir akşamüstü
heybesinden elimize düşürdüğü kelimelerle konuşurduk…
belki bu yüzden anlamsız sayıldı “ikimizliğimiz”
belki de sırf bu yüzden düşlerde bile bizsiziz..!
…………..
“adresi yok bu mektubun;nereye düşeceğini bilmeyen yağmur gibi…”
biliyor musun (?) sık sık canım sıkılıyor yokluğunda
bazen bir şeyler çizmeye kalkıyorum gökyüzüne
özgürlük gibi,düş gibi,sen gibi mesela
neylersin ki işlemiyor kalemim
ya boyası bitiyor cümlelerimin ya da sili(ni)yorlar
bir şeyler söylemek geliyor içimden kendi kendime;
hani küfreder gibi
bir şarkıya başlıyorum sonra sessiz,usuldan,seni anlatan
her satırında sesin çarpıyor suratıma
ayrılığa sürgün düşlerim geçiyor nakaratından
ve her seferinde “kan susuyor” dilim!
sonra başımı kaldırıyorum sana bakmak için
karanlık çöküyor,görmüyor gözlerim…”
…………
“sonu yok bu yokluğun;gözlerimdeki bulutsuz yağmur gibi…”
ah baharlarımı gözlerine sakladığım can/sızım!
senden sonra dört mevsim sonbahar yüreğim
hazanla karışık bir yalnızlığın sığındığı yaprak dökümü,
karanlığa savrulan uçsuz bucaksız bir suskunluk oldu sesim
kökleri toprağa tutkun, gözleri güneşe hasret
mevsimsiz bir kardelen gibi çocukça üşüyor direnişim
neredesin (?)
yüreğimi dilinde bayrak gibi sallayan kavgam!
neredesin (?)
düşlerimi gülüşüne yazdığım can parçam!
ne olur gel bitsin kuraklığım
ya da “gel” de yansın bu ayazlığım
dayanamıyorum sevdam!
tutmazsan elimden düşecek davam
birazdan tüm saatleri duracak bu kentin…
birazdan saniye saniye sökecekler s-e-n-i aklımdan
ve bil ki nefes nefes tükeneceğim o vakit
bil ki azar azar,bil ki damla damla,bil ki sevda sevda
vurup mavilerimi sol yanımda,ölüme koşacağım sokaklarda..
Kahraman TAZEOĞLU