SİNAMAYA SANATSAL BAKIŞLAR
Yeni Konu Aç Cevap Gönder
SİNAMAYA SANATSAL BAKIŞLAR 2008-10-05 (01:46)
Mali Dali (manturiyan)
Mali Dali (manturiyan)
Kayıt: 2008-05-24 (03:19)
Mesaj: 4
sinema; 7. sanat olmasına rağmen, paranın kölesi olmuş zepzenginler,insanların zaman öldürmesi için üretilen ve kulakları tırmalayan kalitesiz filmleriyle çoğu insanı çezbetmiş durumda.böyle olmasına rağmen insanları nasıl çezbederler ?gözü boyayan reklam afişleriyle ,filmlerdeki bilinmeyen,görülmeyen ve anlaşılmayan sahneleriyle tabi ki.bu ne demek?nasıl bir şiirde akışı ve imgeyi bozan sözcükler varsa , filmde de kendisini bozan sözler ve sahneler vardır.sinemada bu sözcükler ve sahneler o kadar hızlı akar geçer ki görülmez ,duyulmaz ve anlaşılmaz çoğu zaman. peki bu sahneler ve sözler nereden çıkar?filmler para kazanmak uğruna seri üretime geçerse,elbette her biri üzerinde kazanılacak paraya yönelik daha çok düşünülür.filmin reklamı nasıl olmamalı?afiş nasıl olmalı ki insanlar bu filme gelsin? vs.bu tip filmlerin sinema sanatına ve insana vereceği pek bir şey yoktur.çünkü sanatsal bir bakışla yaratılmamışlardır.
film izleyen insanlar 7. sanatın ne olduğunu bilmediği, sanat filmi olan ve sanat filmi olmayan ayrımını yapamadığı sürece ,hiç bir zaman izlemek istediği bir film olmayacak ,izlettirilmek istenen filmler karşısına çıkacaktır.böylelikle insan seçme özgürlüğünden farkında olmadan mahrum bırakılacaktır.o zaman özgür bir seçim için,7.sanata gönül vermiş ve özgün alanlar yaratmış insanları,yönetmenleri,oyuncuları,sanatçıları(godart,tarkovsky,hitchoock,kübrick,fellini,john ford,wells,haneke,bogart,belmando...) bırazcık da olsa bilmek gerekmez mi?sinemaya sanatsal bakışlarla bakmak gerekmez mi?
2008-11-20 (15:28)
Baris Kavukcu (bilge78)
Baris Kavukcu (bilge78)
Kayıt: 2008-10-28 (15:59)
Mesaj: 8
Sinema diliyle ilgili gerçekçi bir saptama: ‚Sinemada dil yaratabilmek, mekanik bir işleyişin sırrından geçmeyi de gerektirir. Bir hareketin seyircinin dimağında meydana getirdiği şimşekleri hesap edebiliyor olmak, bu mekaniğin işleyişinden nasipleniyor olmak demektir. Artık birçok filmde görmeye alıştığımız ve bize çok normal gelen bu mekanik, son dönem sinemasında manzaraya alışmış olmamızdan ötürü bir demirbaş vazifesini almış ve görünmez olmuştur. Hollywood sinemasının bir sürat minvalinde tükettiği bu mekaniğin seyircide oluşturduğu alışkanlıklar birer bağımlılık haline geldiğinden, Avrupa sinemasının anlatımcı yavaşlığı, seyirciyi bu mekanikten ayrı koyduğu için sıkmaya başlamıştır. Bu durum da sinemanın bir sanat olmaktan çıkıp bir tüketim biçimi olmasına sebebiyet vermiştir ki, yurdumuz insanı Avrupa sinemasından sırf beklediği aksiyonu bulamadığından ötürü kaçmaktadır. Çünkü kolaycılık, modernizmin boğup parçaladığı ve kendi için kolayladığı insan gayretine bir ödülmüş gibi lanse edilmektedir.’
Evet filimlerin sanatsal bakışla yapılması bir tarafa (ki çerçevesi ve içeriksek niteliği çok tartışılabilecek bir kavramdır) , günümüz seyircisine alıştırılan sinema dilinin ve mekan/olgu/olay konstruksiyonunun ivediliği (olumlu söyleyişle sürükleyiciliği) artık kurosawa, tarkovsky, fellini vb. Rejisörlerin günümüz seyircisine yavaş (ve sıkıcı) gelmesi (dolayısıyla izlenmemesi), Hollywoodvari sinema dilinin meydana getirdiği en büyük zararlardandır.
Öte taraftan bazı yeni nesil sinemacıların L'art pour l'art minvalinde, hiçbir izleyicinin kendisini özdeşletiremeyeceği karakterler ve olaylar örgüsüne sahip, salt hakim sinema uslubuna aykiri olsun izlenimi veren eserlerle (örneğin bol ödül almış olsa bile :‘Yumurta’) bu döngüyü kırmakta pek olası görünmüyor bana göre. Üzgün
2008-11-23 (18:44)
Deniz Güzelhisar (Güzelhisar)
Deniz Güzelhisar (Güzelhisar)
Kayıt: 2008-11-22 (12:14)
Mesaj: 80
Evet yukarıdaki arkadaşa katılıyorum özellikle sinemanın bir sanat olmaktan çıkıp tüketim gözüyle bakıldığı fikrine...
Fakat umutsuz da değilim tabi ki, son dönemde nasıl kitaplarda bu kültür var ise iyi yazarları görmezden gelmek de uygun olmaz.
Son dönemde Hitler'in Berlin Çöküşünü anlatan Çöküş filmi ya da Türk Sinemasından Beyaz Melek..
Bir şey popüler olduğunda sanattan çıkmaz, zaten sanat tüm kültür insanına hitap demektir. Tabi Servet-i Funun anlayışı savunulmuyorsa.. (:
klasik sözlü anlatımlı ve holywoodvari filmlerle seyirci arasında kırılan bağlar 2008-12-15 (17:35)
Mali Dali (manturiyan)
Mali Dali (manturiyan)
Kayıt: 2008-05-24 (03:19)
Mesaj: 4
Baris KAVUKCU' nun 28.10.2008 yazısı üzerine;

"hiçbir izleyicinin kendisini özdeşleştiremeyeceği karekterler ve olaylar örgüsüne sahip"

filmler çıkarsamasını (sonucuna varabilmek)yapabilmek yaratıcıya özgüdür.bu tür filmlerin var olduğunu açıklayan bir önerme oluşturulabilinir ancak deyenlenemez,gözlemlenemez ve belirnemez oluşu göz ardı edilmemelidir.
bazı filmler tek başına holywood filmler döngüsünü kırmakta yeterli olmayabilir ancak döngüdeki bir kaç bağın kopmasına vesile olacaktır.yumurta,gizliyüz,anlat istanbul,yarım ay,sarhoş atlar zamanı,kaplumbalarda uçar,ax(toprak),annemin ülkesinin şarkıları,ömer kavur filmleri ,nuri bilge ceylan filmleri,...gibi filmlerin her birinin kopardığı bir kaç bağın olduğunu söyleyebiliriz ve böylelikle döngünün kırılmasına yaklaşılmış olacaktır.
2008-12-23 (00:22)
Bora Öylek (morbalon)
Bora Öylek (morbalon)
Kayıt: 2008-08-24 (03:38)
Mesaj: 206
o değilde biri sinama başlığını düzeltsin be hacı be